facebook twitter instagram youtube html5 sitemap Bizi Takip Edin

hayatın içinden


su yolu
 
su yolu

bu sabah tekneyle karşıya geçerken arka açıkta
yerde bir su birikintisi gördüm. öbek şeklinde
duruyordu ama motorun hafif titreşimi ile baktım;
beli kımıl kımıl. gözlerimi diktim seyretmeye başladım
suyu. kaptan vapuru hareket ettirmek için marja
basınca tekne öne doğru hamle yaptı ve su bir kaç
kola ayrıldı... bir kolu aktı yavaşça ve ana dal oldu.

tamamını okumak için tıklayın












hayat sürprizlerle dolu
 
hayat sürprizlerle dolu

sabah saatlerinde kadıköy’den eminönü’ne ayrı,
karaköy’e ayrı motorlar kalkıyor. daha ileri saatlerde
olduğu gibi aynı motor önce birine sonra diğerine
uğramıyor..ama ben her zaman ve her zaman kendi
dünyamda gezen bir müzmin leyla olduğum için
direk ilk önüme gelene atlıyor iskeleye yanaşana kadar da
hangisine atladığımı bile akıl edemiyorum.
hep ama hep böyle oluyor…

tamamını okumak için tıklayın 

























tat tat boyalar
 
tat tat boyalar

o gün nursel'le buluştuk ateş gibi tuğlaları olan
bir mekânda. kitabımı kısa süre önce hazırladığımız
şarkılı türkülü buluşma gününde bilerek almamış,
özel olarak buluşalım istemişti. ne çok şeyden
konuştuk. kadınlardan erkeklerden, şiddetten…
hastalıktan, çocuklardan, korkudan...
şehirlerden, ülkelerden... yollardan söz ettik.
tam da tahmin ettiğim gibi, bu bir kadın günü
diyerek kadınların rengarenk oluşuna dikkat
çekmek için rengarenk elbisesini giyinmiş de
gelmişmiş kitabın okurla ilk tanışma gününde.

tamamını okumak için tıklayın 



balık ekmek merakı
 
balık ekmek merakı

soluksuz bir gündü bugün. birbiri içinde pişen
ilaçlar, birbirine geçmiş geçmişli gelecekli hesap
kitaplar... koşmalar, koşmalar içinde bir gün masamla
labaratuvarın arasında.. akşam olup 7'de eczaneyi
kapadığımızda hala telefonlar çalıyor,

tamamını okumak için tıklayın 











su başında oturdum
 
su başında oturdum

kadıköy'de su başında oturdum kurdum bağdaşı..
bi yandan ay dolun şeklinde,
bi yandan rüzgâr çok derin ...
arka tarafta bi gruptan gelen canlı bir müzik
diyor ki
"ay bir yandan, sen bir yandan sar beni"

tamamını okumak için tıklayın 







bir çingene geldi yanıma
 
bir çingene geldi yanıma

izmir'de can yücel sokak'ta şiirlere sesimi akıtırken
bir çingene geldi yanıma,
izledi izledi sessizce beş dakika boyunca
ve sonunda yaklaşıp elindeki güllerden birisini
yapraklara ayırıp başımdan aşağı döktü..
işte o anda; tam o anda dizlerim titredi.
şiirin şarkı olup hayata bulaştığı o anda yazıldı hafızama
gecenin en nakşeden anısı..

tamamını okumak için tıklayın 











9 ların aşkına
 
9 ların aşkına

günlerdir dinliyoruz bu şarkıyı iki başımıza..
aydınlıkta ve karanlıkta...ilkinde o dinlemişti
elleriyle bana uyarak, ben karşısında
dans etmiştim çıplak ayaklarımla..
hemen peşinden bir daha dinlemiştik
ben salınırken o elleriyle tercüme etmişti sözlerini.
elleriyle ve gözleriyle her bir sözü anlatmıştı içime,
konuşmadan.

tamamını okumak için tıklayın 











yüksek algıda insan teyakkuzda kalmaz
 
yüksek algıda insan teyakkuzda kalmaz

konu aslında kendimize saygı ve içimizdeki tüm dalgalananlara
dahi bakabilen bir dış gözün varlığı bahsiyle de ilgili. ki
aslında biz ne duygularımızız ne de düşüncelerimiziz salt.
her birimiz için biricik olan ana yolumuzu takip eden o
dış gözün iç gözüyüz aslında.. bu sürekli teyakkuz halinde olmak değil.

tamamını okumak için tıklayın 












gel gör gözüm seyreyle
 
gel gör gözüm seyreyle

öyle bir şey oluyor ki insan bazen ellerinin üstüne çöküp
biiiir uzun bakıyor geçmişine.
anıların şifresi değişiyor bakarken bakarken
hiç ummadığı anlamları yitirmiş buluyor kendini birden...

tamamını okumak için tıklayın 
















bir dahakine ben de katılcam şarkıya, bağıra çağıra.
 
bir dahakine ben de katılcam şarkıya, bağıra çağıra.

kardeşim sabah mesaj atmış bana: “abla bak karşıma ne çıktı.
senin sevdiklerinden :)” diyor. öylece kaldım bir süre
ah unutmadım da unutmadığımı unutmuşum şarkıyı..
ve ne çok, ne çok severdim o zamanlar ben bu şarkıyı
saatlerce kral tv de çıkmasını beklerdim içime en uyan
şarkılardandı sözü edası. pınar aylin’in yüzü,

tamamını okumak için tıklayın 








kapı aralığı.
 
kapı aralığı

insanı sıkıştıran bu hız. nefes alınamayan tempo.
hep yapacağımızdan fazlasını sırtlanmak...
göğüs kafesim yırtılacak gibi olunca attım kendimi evlerden dışarı.
şiddetli bir yağmur da olsa şemsiyeler ne güne duruyor
diyerek girdim çadırımın altına. mütemadiyen süren
"

tamamını okumak için tıklayın 




o alt geçitten çıkmak istememiştik o gün.
 
o alt geçitten çıkmak istememiştik o gün.

o alt geçitten çıkmak istememiştik o gün.
ışık ve zemin imkanını oldukça güçlü veren bu mekan
bir hediye gibiydi bir kaç merdivenle inilen.
şimdi çıkışını görüyorsunuz. ki aklım geride kalmış.
her renk bir başka kalışı anlatır olsun. ki öyle zaten..
tamamını okumak için tıklayın 


hayat manifestom
 
hayat manifestom

sanat manifestom gibi görünüyor ama aslında hayat manifestom
denilebilir.. bir arkadaşım benim çizimlere "metamorfozik çizikler "
ismini verdi geçen gün.. kendi bilinçaltında olanı çıkartıyorsun
ama resimlere bakan da senin ne anlatmak istediğini
bulmaya çalışırken kendi bilinçaltına kazı yapıyor, dedi.

tamamını okumak için tıklayın 


köprüde zaman dışı bir an
 
köprüde zaman dışı bir an

ayakları sökülmüş de onu tutan çıkıntı izleri kalmıştı
kaldırımda.. bir şiir yazmıştım
ancak içimi şiire boşaltınca biraz olsun
iyi gelmişti bana. şimdi
haydarpaşa köprüsü'nü düşünün.

tamamını okumak için tıklayın 






















dizinden doğru, uçmak da mümkün
 
dizinden doğru, uçmak da mümkün

dizime bugün ikinci kez prp yapıldı.
benim gibi hep koşarsa yaşadığını sanan ama
içi de durmayan birisi için düşünsenize ne zor bir durum..
dizim dursa içim durmuyor, pek bir iyi anladım.


tamamını okumak için tıklayın 






















sevmekle başlar her şey
 
sevmekle başlar her şey

burda beş köpek var dediler çıkışta, aman deyim dikkat edin,
buna kimse yanaşmaz diğerleri uysaldır bu en azılı olan..

aa dedik biz deminden beri koklaşıyoruz. sarmaşıyoruz.
evet ani ataklar yapıyor bazen ama o öyle seviyor.
evet ayakkabımıızın bağcığını koparmış olabilir aniden



tamamını okumak için tıklayın 








toprak ölüleri koynuna alırken
 
toprak ölüleri koynuna alırken

toprak ölüleri koynuna alırken ne hissediyor acaba...
ölüm ve doğum ve üretim ve yaratım ve dönüşüm
ona yabancı değil. ancak insan, ne kendi ölümüyle,
ne doğumuyla, ne üretimiyle, ne de yaratımıyla barışık...
düşünün işte, bedeniyle mesafeli bir canlı...



tamamını okumak için tıklayın