facebook twitter instagram youtube html5 sitemap Bizi Takip Edin

sinema ve tiyatrolar hakkında


şiddeti içsellestirme riski

şiddeti içsellestirme riski

bu yazıda sözünü edeceğim sinema filmi hayli
zaman önce çekilmişti ancak benim izleme fırsatım
yeni oldu. sinemalarda oynadığı tarihlerde ilgimi
çekmemişti. sinsi bir şekilde büyümekte olan bir
tehlikenin işaretçisi gibi algılamasaydım filmi
“hiç seyretmeseymişim” deyip geçebilirdim de.

tamamını okumak için tıklayın 


peki şimdi nereye

peki şimdi nereye

"bir anlayan olsa anlatırdık gözyaşını da" demiş
edip cansever
biz anlatmaktan vazgeçtiğimizde anlayanı hiç
olmayacağını peşin peşin kabul etmiş olmaz mıyız,
diyesim geldi... bir film izlemiştim; "peki şimdi nereye.."
 lübnanlı yönetmen nadin labaki'nin bir filmi.


tamamını okumak için tıklayın 























icimizdeki şiddet çetesi

icimizdeki şiddet çetesi

quentin tarantino’nun şimdiye dek izlediğim
her filmi ilgimi çekti. her birisi de tek tek üzerinde
düşünülmeyi gerekli kıldı benim açımdan.
mekân kullanımıyla, kurgusuyla, diyaloglarıyla,
sembolleştirdiği tiplemeler ve objelerle aklımı kurcaladı
sahneye yansıttıkları hep. 

tamamını okumak için tıklayın 
















sıkıştırılmış mevsimler

sıkıştırılmış mevsimler

"bir anlayan olsa anlatırdık gözyaşını da" demiş
edip cansever Mevsimler…Bir yılın değil, hayatın
mevsimleri. Yaşamının bir döneminde sevgiyi
bulmuş olanlar, daha sonra bu duyguyu
 kaybetmelerinin acısından, hangi mevsimle
 uyanmak isterlerdi diye sorsam, siz ne derdiniz?

tamamını okumak için tıklayın 


sana ihtiyacım var

sana ihtiyacım var

"sevilmek önemlidir evet, sevmek... benim
güzel kızım, asıl gereken bu" "adam" isimli
filmden bir sahneymiş o an adını bilmiyordum
filmin... acele acele işe yetişmeye çalışıyordum
ve bu yüzden o dar vakitte filmi izlemiyordum
aslında. televizyondan sesi düşüyordu hazırlığımın
içine... kulak ucuyla dinliyordum filmi...

tamamını okumak için tıklayın 




















aklımız kayıp şarkılara kayıp giderken

aklımız kayıp şarkılara kayıp giderken

anadolu sözcüğü daha duyduğunuz anda, oldukça
geniş bir açıyla alır götürür sizi. kucaklayan bir yanı;
doğurgan bir yanı olduğunu bilirsiniz bu sözcüğün.
anadolu’ya dair genel bir kanınız vardır ve ayrıntıları
bilemeseniz de, için için genel hatlarıyla aslında
bildiğinizi düşünüyor da olabilirsiniz.

tamamını okumak için tıklayın 


müstesna bir film

müstesna bir film

bir yere giderken varacağınız yerin coşkusunu
yüreğinde hissetme duygusu. kalbinizde belli belirsiz
 bir heyecan. henüz kendisine değmeden, ona dair
önsezilerin bile içinizi karıştırması. işte bu duygular
eşliğinde gittim sinemaya çok uzun süredir ilk kez.

tamamını okumak için tıklayın 


ah sevgilim ahhhh

ah sevgilim ahhhh

"sevilmek önemlidir evet, sevmek... benim
bir şehir sevgili olacaksa; bu şehir istanbul’dur mutlaka.
ancak istanbul, sizi bir sevgili gibi mest edip, bir sevgili
gibi perişan edebilir. ona olan özleminiz diğer şehirlere
duyduğunuz duyguların sınırını zorlar. hele bir de zamanla
kabuk bağladı sanılan yaraları olan bir kadın için.

tamamını okumak için tıklayın 




















vatandaş mustafa

vatandaş mustafa

size “vatandaş mustafa” isimli bir belgesel filmden
söz edeceğim. 15 kasım 2007 de garajistanbul’da
galası yapılan film, o noktadan başladığı yolculuğuna
anadolu’nun değişik köşelerinden devam edecek. bir
kişinin ismi vatandaş olduğu üzerinden tanımlanıyorsa
konumu bellidir. 

tamamını okumak için tıklayın 



su, birleşme meylindedir.

su, birleşme meylindedir.

havada uçan iki su damlası, uzayda birbirini çekerek
 birleşme meyli gösterir. uzay gemisinde giderken
çekilen bu ayrıntılı sahneyle başlıyor avatar. altı yıl
süren yolculuk uykusundan uyanan jake sully’nin
gözünü açtığında karşısına çıkan görüntü bu. oysa
yolculuğu asıl şimdi başlıyor.

tamamını okumak için tıklayın 



aşk insanı eşitler

aşk insanı eşitler

aşk insanı eşitler, çünkü aşk varsa ortada üstümüzde
hiçbir kaban kalmaz. kalamaz. ne kadar statü varsa,
ne kadar mal mülk o kapıdan geçerken soyunulur.
soyunulmayan tek giysi kaldığında insan aşktan çıkar.
varlığının dibine kadar yaşadığın bir alandır aşk.
kocaman bir imkândır tamamlanmaya. bağımlılıktan
ve üzerinden kendini mastürbe eden diğer emme
biçimlerinden söz etmiyorum tabii...

tamamını okumak için tıklayın 



artist pakize ve seneryo dolabı

artist pakize ve seneryo dolabı

yılların deneyimli tiyatro oyuncusu sevgili asuman
çakır'ın hem senaryosunu yazdığı, hem yönettiği,
hem oynadığı oyununun ilk gecesiydi dün. hâl
böyle olunca heyecanımıza diyecek yoktu. bu ülkede
sanat için koşmak ucundan olmaz; her adımında ayrı
 koşmayı gerektirir çünkü. o gönülden aşkı, o kocaman
hevesi gerektirir. bir yerde aşk görünce koşmamak olur
mu, sisleri yara yara koştuk oyuna.

tamamını okumak için tıklayın 



masters of sex..

masters of sex..

bu kadar işin gücün arasında evde olamadığım,
olduğumda başımdan aşkın haller içinde olduğum
halde her bulduğum fırsatta başına koşa koşa gittiğim
bir dizi var. araya günler de girse kopmadan izliyorum.
3. sezondayım şimdi. buraya kadar gelmeyi de başardım.


tamamını okumak için tıklayın