facebook twitter instagram youtube html5 sitemap Bizi Takip Edin

Temas

Temas

Temas
Bazı yazarlar düşünceden yola çıkar. Bir fikirleri vardır. O fikri anlatmak, temellendirmek, okuru ikna etmek isterler. Yazı ilerledikçe örnekler gelir, hikâyeler gelir, hayat gelir ve düşüncenin etrafında yerini alır.
Aynur Uluç yazılarında ise çoğu zaman bunun tersi olur. Düşünce önce gelmez. Hayat gelir.
Bir el gelir meselâ.
Bir iç çekiş.
Bir suskunluk.
Bir çocuğun yanağı.
Bir kadının kendine bakışı.
Sonra düşünce gelir.
Bu yüzden bazı metinler okunup unutulur, bazı metinler ise bir cümlesiyle insanın içinde kalır.
Çünkü akıl fikirleri hatırlar, bedense teması.
İnsan çoğu zaman bir yazıdaki teoriyi değil, kendine dokunan yeri hatırlar.
Bir yazıda hakikatten söz edilebilir. Hakikat üzerine sayfalarca konuşulabilir. Ama insanın aklında bazen tek bir cümle kalır:
"Ah be çocuğum..."
Çünkü o noktada yazı düşünce olmaktan çıkmış, temas olmuştur.
Temasın tuhaf bir gücü vardır.
İkna etmeye çalışmaz.
Bilgi vermeye çalışmaz.
Kendini ispat etmeye çalışmaz.
Sadece yanına oturur.
Bu yüzden bazı metinlerde insan okur gibi olmaz da hatırlar gibi olur. Sanki ilk kez duymuyordur da uzun zamandır bildiği bir şeyi yeniden duymuştur.
Belki de edebiyatın en sessiz ve en güçlü yanı budur.
İnsan kendine yaklaşamadığı yerlerde düşünceler üretir.
Yaklaşabildiği yerlerde ise elini uzatır.
Bazen yanağına.
Bazen kalbine.
Bazen yıllardır ihmal ettiği o çocuğa.
Ve işte o anda yazı, anlatmayı bırakır.
Temas etmeye başlar.

Aynur Uluç