Sürpriz hediye
Dün günümde gül açtıran bir konuğum vardı eczanede. Günlerdir yara, bere, kabuk, kızarık, döküntü, kaşıntı, yanma, batma .... Hayatımda olan sözcükler bunlardı sadece.
Dedim bu böyle olmaz notalarım nerede.. Aldım başımı, gitarımı hocama gittim. "Vur kızım" dedi "gitarın tellerine. "Santa Lucia'yı çalacağız. "
Aman hocam, dedim yapma etme, telden tele uçacak, perdelerde konacak halde miyim ben. Olur olur Aynurum dedi, sen bi başla hele.
Unutmuşum birazcık hayatın tellerinde telgraf çeke çeke. Ama çabuk topladım, çok feci zekiyimdir. Ohh, dedim.. Yaa göğsüm genişledi. Derken kocacımdan bir telefon gelmesin mi..
-Alooo?
-Ders kaçta bitecek kapuska alıcam da öğlene? Gelip seni alayım.
Allah Allah dedim ne sıradışı bir soru. Ama herhal çok acıktı. Zihnim derhal bu absürdlüğe bir neden buldu ve rahatladı. Sabah da kahvaltı etmemişti. Acıkmış olması normal.
1 de filan gel, dedim yanıt olarak ve zihnim bu çengelli bulmaca gibi gelen telefonu derhal unuttu.

Veee saat 1 . Araba geldi. Kocam Ok. Ama o da ne. Orada olması olası olmayan renkli bir kadın. Başında beyaz şapka. Tespihten bir kolye boynunda, sırtında motifli bir hırka. Kocaman gülen bir ağız. Aman Allahım, Efelerin Semoş resmen burada.
Tüm bunlar algımda 1 saniye kadar sürdü. O saniyenin sonunda sarmal dolaş olmuştuk bile. Vayyy canına dedim kapuska bahanesiyle saat sorusu anlaşıldı şimdi. 1 saattir eczanede bekleyen bu sabırlı kadını ben nasıl sarmam, sarmalamam. Hayat bana kocaman bir hediye sunmuş ben ona nasıl şükran duymam.
Gerisi... Fotoğrafta gördünüz, muhabbetin dibine düşmüş iki can kadın. İnanmazsanız birbirine dolanmış ellerine bakın.
14 Mart 2026
