facebook twitter instagram youtube html5 sitemap Bizi Takip Edin

kitabı dinlemeli madem, madem ki ağaçken dinleyemedik...

kitabı dinlemeli madem, madem ki ağaçken dinleyemedik...kitabı dinlemeli madem, madem ki ağaçken dinleyemedik...

kitaplar da hız çağının parçası olmuşlar artık. oysa ki en çok kitapla karşı durabilirdik bizi savuran rüzgârlara. oysa ki en çok onun sayfalarında soluk alabilirdik eskimeyen kokulara salardık kendimizi.

kitapları kurtlar yerdi eskiden, bilgisayar ekranları henüz nemlenmemişti. kendisini forward edemiyordu harfler ve kurtlardan korunmak için kitaplar, kebikeçlere ihtiyaç duyuyor olmalıydı ki; bu cinin adını kitabın ilk sayfasına yazmak kötü ve hain kurtları kitaba yaklaştırmıyordu inanca göre. böylece "ya kebikeç" diyorlardı kitaplar yola çıkarken.. gel koru beni ya kebikeç, yazmasam ilk sayfama, içimi bir kurttur kemirecek yazıyorum seni ki koru beni kitapların kurdundan

ben de kitaplar raflarda kalmasın hatim edip indirelim gözümüze diyerek cin min demedim, "kebikeç"i taktım koluma. hangi kitabı gör derse onu gördü gözlerim. hangi kitabı oku derse onu... yeni gözlerim kurtlara direnmesi gereken hangi kitaba dokunduysa, onu yazdım usanmadım; kımıl da kımıl da kımıl.

yazdım ki başka gözler de göze arkadaş olsun. yazdım ki güzeli görsün gözler... nasıl demişti hem; bir molasız yolcu furuğ; "gün öyle ummandır ki kitap kurtlarının aklına hayaline sığmaz... ben neden duracakmışım... yol hayatın kılcallarından geçerken ne diye duracakmışım."

bir kitap okuyun haydi; ne duruyorsunuz:)

aynur uluç