Kenan Baran'ın mezarına konulan objeler
Aslında oraya konulan figürler Kenan'a değil onun hayatına değdiği insanların içinde bıraktığı boşluğu anlatıyor. Herkes oraya kendi hayatından bir parça koymuş oldu.
Fadi geldi K.B. işli mendili koydu.
Çiçek ekti Saliha ve torunu.
Semih kupa papazı iskambil kartı koydu.
Herkes Kenan'ın kendi hayatına düşen yerindeki bölümünü oraya koydu. O mezar artık Kenan’ın bedeni değil, Kenan’ın herkesin hayatında açtığı boşluklar.
Konulan şeyler “hatıra” değil; herkesin kendi hikâyesinden kopup gelen bir parçaydı
Fadi'nin mendili:
Bastırılmış olan, silinemeyen, temizlenemeyen duygular.
Hep toparlayan ama hiç iyileşmeyen tarafı.
Saliha’nın ve torunun ektiği çiçek:
Devam etme iradesi.
“Bize rağmen hayat sürüyor” demek.
Kenan’ın karanlığının karşısına konulan sessiz bir yaşam jesti.
Semih’in kartı:
Bir nesne değil, bir rol.
Semih oraya Kenan’ı değil, Kenan’la oynadığı oyundaki yerini bıraktı.
“Ben bu oyunda buyum” dedi.
Bu yüzden mezara konanlar Kenan’ı anlatmıyor; Kenan’ın her birinde neye dönüştüğünü anlatıyor.
Herkes Kenan’ın kendi hayatına düştüğü yerin sembolünü koydu.
Bu da dizinin asıl cümlesi aslında:
Kenan tek bir karakter değildi.
Her temas ettiği yerde başka bir yaraya, başka bir role, başka bir eksilmeye dönüştü.
Ve mezar…
Bir insanın değil, bir etki alanının kapanışı oldu.
Finali güçlü yapan şey de bu:
Kimse “onu” gömmedi. Herkes kendi payına düşeni bıraktı ve çıktı.
Burada asıl hikâye Kenan değil,
Kenan’dan sonra herkesin neyle baş başa kaldığıydı.
Aynur Uluç